17 Ekim 2011 Pazartesi

Le Fantôme de la Liberté


Öncelikle filmin yönetmeni Luis Bunuel ile başlayalım. Bahsedeceğimiz filmde de olduğu gibi Bunuel, daha Un Chien Andalou (1929) ile birlikte sinemanın kurallarını çiğnemeye başlamıştı. Bu daha başlangıçtı, ve Bunuel bu başlangıçla beraber kendi özgü sinemasını yaratan ender yönetmeler arasına adını yazdırmıştı. Bunuel’in filmleri hangi türe girer? Bu soruyu sormak saçmadır, çünkü o, başlı başına bir türdür zaten. Onun filmlerine baktığımızda konformizme karşı protestosunu görürüz. Bunuel’in filmleri uzlaşmaz ve acımasız olsa bile Tarkovski’nin de belirttiği gibi aynı zamanda duygusal ve şiirsel bir bilince de sahiptir. Böylece Bunuel filmlerinde seyirciyle yüzeysel olmayan, aynı zamanda duygusal olarak allak bullak edici bir dille konuşmayı başaran bir sanatçı olduğunu kanıtlamıştır.

Filme gelecek olursak, belli bir özet yapamıyoruz. Belli bir giriş gelişme sonuç olmamasına rağmen, akan olayların ne hakkında olduğunu kavrayabiliyoruz. Kurgu belli bir sinema kuralı çerçevesinde devam etmemesine rağmen, bir süre sonra her şeyin beklenebilir olmasından dolayı özgürleştirici bir tavır ortaya çıkıyor. Bu da Bunuel sinemasının en büyük özelliği.

Özellikle yemek yeme ve çocuğun kaybolma sahneleri ile film, yönetmenin en sıra dışı olan filmlerinden biri olmayı başarabiliyor.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder